11-İmaj ve kişisel sunum » Makalelerim » Kadri Kanpak
TRTURKISH
11-İmaj ve kişisel sunum


İMAJ; bireyin bilerek veya bilmeyerek üçüncü kişilerin beyninde oluşturdukları izlenimdir. İmaj bilincinin estetik kavramıyla paralel geliştiğini düşünüyorum. Estetik bir olgunun pozitif iz bırakmasıdır. İmaja da, verilmek istenen mesaja uygun görüntünün sağlanması diyebiliriz. İmaj insanların kendilerini ortama uygun sunmaları içindir. Natürellik olunduğu gibi görünmek, imaj da olmak istendiği gibi görünme olduğundan, imajın natürellikle örtüşmediğini algılıyorum. İmajdan etkilenmek bireyin henüz beyinsel düzeye ulaşamamış olduğunun da bir göstergesidir. Beyinsel düzeye ulaşmış insanlar, muhataplarının nasıl göründüğüne bakmak yerine, ne dediklerine, dediklerinin netliğine, doğruluğuna ve ne yaptıklarına bakarlar. İmajdan etkilenen birinin doğru karar vermesi tesadüfidir. Çünkü imaj yapaydır, esas olan kişinin öz geçmişidir ve beyninin içindekilerdir. 


Daha öncede belirttiğim gibi, gelişmiş ve az gelişmiş ülkelerde yapılan araştırmaların paralel olduğunu ve insanların yaklaşık % 50'sinin görsel, % 40'ının işitsel, % 10'unun da beyinsel kriterlerle ön kararlarını verdiklerini okuduğumda, imajın ne kadar önemli olduğunu daha net anladım. Bireylerin görsel, işitsel ve beyinsel kriterleri; toplumsal kültürleri ve eğitim sistemleri elverdiğince gelişmektedir. Bu nedenle gelişmiş toplumların bireylerinin görsel kriterlerinin az gelişmiş toplumların bireylerinin beyinsel kriterleri kadar gelişkin olması da mümkündür. Yani gelişmiş toplum bireylerinin bakarak fark ettiklerini, az gelişmiş toplum bireyleri ancak düşünerek fark edebilmektir. 


Her toplumda görsellik ön planda olduğuna göre, rastgele bir görüntüde olmak yerine, kişiliğe uygun bir görüntüde olmak doğru ve kolay anlaşılmayı sağlayacaktır. Bu natürel olmaktan biraz farklıdır. Natürel olmak kimi zaman ifadesizliğe, zor anlaşılmaya kaçabilmektedir. 


İmajı yanıltmak amacıyla kullanan muhataptan uzaklaşmak, problemden uzaklaşmakla özdeştir. 


Bireyin imajı ile kişiliğini karşılaştıracak kadar birikime, dikkate ve değerlendirme yeteneğine sahip olanlar için karşılaşmalarda ilk intiba diye bir kavram yoktur. Görüşme bir bütündür, değerlendirme görüşmenin sonunda netleşir. İlk intibalarını (ön yargılarını) ifade edenler, ön kararlarını görsel verenler, gıyabi konuşmaların gerçekliğini değerlendirmeden kabul edebilenler de ön kararlarını işitsel verenlerdir. Her iki yapıdaki insanlar, beyinsel düzeye ulaşmamış olduklarından ön kararları sağlıklı değildir. 


İçeriğine ve kişiliğine aykırı imajı; farklı görünmek için kullananların, öz güven yokluğunun, az gelişmişliğinin veya özellikle yanıltma düşüncelerinin göstergesi olduğunu düşünüyorum. 



KİŞİSEL SUNUM; Önceki başlıkta da belirttiğim gibi; yapılan araştırmaların gelişmiş ve az gelişmiş toplumlarda aynı sonuçları verdiğini ve insanların yaklaşık % 50'sinin görsel, % 40'ının işitsel, % 10'nun da beyinsel değerlendirmelerle ön yargıya sahip olduğu, hatta karar verdiklerini ilgili kaynaklarda okuduk- tan sonra, kişisel tanıtımın ne kadar önemli olduğunu daha fazla düşünmeye başladım. Ne kadar fonksiyonel ve kaliteli bir ürün veya nitelikli-birikimli-üretken bir insan olunursa olunsun, gerekli doğru tanıtım sunum yapılma- dan, hiçbir ürün ve insan gerçek değerini bulamayacaktır. 


Yukarıda belirttiklerim, her bireyin kişisel tanıtıma mutlaka ihtiyacı olduğunu ortaya koymaktadır. Kişisel tanıtımın başlangıcı, kişinin doğru tanımından başlamaktadır. Birey doğru tanımlanmadan doğru tanıtılamaz. Bireyin doğru tanıtımı; kendisini oluşturan tüm faktörlerin sansürsüz ve yalın bir şekilde belirlenmesi ve bu tanımdan öne çıkarılması gerekenlerin belirginleştirilerek istenilen yerlere nasıl sunulacağının tanımlanmasıdır. 


Kişisel tanıtım için işini çok iyi yapmak, lobi yapmak, davranış biçimleri belirlemek, stratejik davranmak, gerek gördüğü konularda kişisel ürünler oluşturup ilgililere sunmak, gerekli mesleki ve sosyal etkinliklere katılmak, imaj oluşturmak, profesyonel halkla ilişkiler yöntemlerini kullanmak mümkündür. Bireyin kendisi tüm bunları kendi başına değerlendirip kendince doğru bir durum belirleyebilir. Ancak tarafsız ve objektif olamaz, doğru kişisel tanıtım objektif olmaya bağlıdır. 


Reklamın iyisi kötüsü olmaz diye düşünüp rastgele etkinlikler ve tanıtım yollarını deneyen birey, tesadüfen doğru veya büyük olasılıkla yanlış bir yol seçmiş olur. 


Gelişkin veya gelişmek isteyen biri için yaşam rastgele yaşanacak kadar kısa ve basit değildir. Yaşamı doygun yaşamak için, hazırlık döneminden sonra, doğru sunum dönemine ihtiyaç vardır. 


Objektif kişisel tanım için, tanıtım uzmanının desteği ile psiko-sosyal kimlik analizi, eğitimleri, deneyimleri, hedefleri ve beklentileri tanımlanarak, bu doğrultuda gerekli düzenleme yapılmalıdır. 


Kadri KANPAK

yükleniyor..