05-Yaşamı algılamak ve yönetmek » Makalelerim » Kadri Kanpak
TRTURKISH
05-Yaşamı algılamak ve yönetmek


YAŞAMI ALGILAMAK


Okumak 7 yaşında başlıyor ve eğer en sonuna gitmek isteyenler becerebilirse 40 civarında Prof. olabilir veya aktüelliğin  entelektüelliğin  sonu yoktur deyip bir köşe yazarına söylendiği gibi allameyi cihan olmak ölene kadar okumaktır.


Şimdi okuduğunu para çevirmenin bir sınırı vardır, ancak sınırsız parası olanlarda okumaya tahammül edememişler veya kendi branşında i dol olmuş kaç profesör vardır? Ama işletme okuyup romana gönül veren 1.000.000 satabiliyor veya yine işletme okuyup genç yaşta dizi yıldızı olup 25 li yaşlarda i dol olabiliyor.


Veya dünyanın en ünlü üniversitesinin diploma törenine davet edilen, çalışanlarının çoğunluğu o üniversitenin mezunu olan bir iş adamı kürsüye çıktığında havaya girmeyin diyor, üniversiteniz mezunlarını işe alırım 3 te ikisini işe yaramaz diye gönderirim diye söze başlayınca kolluk kuvvetleri marifetiyle kürsüden çekiştirilerek indirilirken ben hoca değilim iş adamıyım teori değil gerçeği anlatırım, siz sonunda zaten gerçekle karşılaşacaksınız diyerek gerçekleri haykırmaya devam ediyor.


Gibi, Türkiye'nin en tanınmış gruplarında birinde 5 kardeşten üniversite okumamış olan hepsini yönetiyordu ve yine rahmetli duayen iş adamı ben hiçbir işi bilmem ama hangi işi kime, kimin hangi işe yarayacağını bilirim diyerek, bilincinin en can alıcı özetini söylemişti.


ŞİMDİ bende soruyorum çok okumak mı? çok yazmak mı? yoksa yaşamı okuyabilmek mi önemli? yaşamı okuyup eylem kriterinin rasyonel olması mı önemli?


VE   YAŞAMI YÖNETMEK


Günlük yaşamda çok farklı ortamlarda insanları seyrederken-gözlerken ki; insan olgusunu geniş çerçevede algılayabilmek için yanlış anlaşılma kaygısı taşımadan gece-gündüz mümkün olduğunca alakasız ortamları yaşamaktan çekinmiyorum ve beyin kapasiteleri hatta eğitim formasyonları biri birine çok yakın insanların farklı pozisyonları, sosyal, ekonomik (toplam doyum) şartlarını yaşadıklarını görebiliyorum.


Ve irdeledikçe her bir insanın bilinen ve bilinmeyen faktörlerin etkisinde oluşan bilinciyle ya yaşamın akışına kapılmakta veya becerebildiği kadar yaşamın akışını etkilemeye çalışmaktadır ama en sağlam pozisyonda olanların yaşamın önlerinden geçirdiklerinden kendilerine uyanı seçme sabrını ve basiretini gösterenler olduğunu izlemekteyim.


Yaşamın en önemli durumu bireyin kendini yönetebilme sidir. Ki eğer insan kendini kontrol edebilirse seçimleri için doğru kriterler ve öncelikler oluşturabilirse yaşam her insana bir çok fırsat sunmaktadır. İşte yaşamı kaybedenlerin bu durumun farkında olamayanlar, kendilerini yaşamın akışına bırakanlar veya yaşamı yakalama kaygısıyla koşturma içinde kaybolanlar olduğunu izliyorum.


Yaşam hakim olmak; her insanın istediği ama bence kimse için mümkün olmayan bir durumdur. İnsan ailesini kendi seçemezken yaşamı paylaşacağı insanı da öngörüsüyle seçmektedir ki; öngörünün tam doğru olduğu yaşamın neresinde görülmüştür. Eğitiminizi seçersiniz iş yerinizi seçersiniz ama iş arkadaşlarınızın tamamını seçmeniz mümkün müdür? hayır o zaman yaşama hakim olmak yerine şartları en makul şekilde değerlendirmekten (doğru pozisyon almaktan) öteye insanın yaşama tam hakim olması mümkün değildir.


Kendinizi yönetmeyi öğrenerek ve becererek; yaşamı oluşturan tüm faktörlerin yaşamınızı isteğinize en yakın şartlara yakın oluşturması dileğiyle....


Kadri KANPAK

yükleniyor..