02-Vizyon, Misyon ve Motivasyon » Makalelerim » Kadri Kanpak
TRTURKISH
02-Vizyon, Misyon ve Motivasyon

  

VİZYON; yaşama bakış, geleceği algılayış, düş, ütopya, hayal, ve yaşamdan beklentiler kavramlarının ortak ifadesidir.


“Hayali olmayanın geleceği yoktur”. “Hayal kime aitse yapılması gerekenleri en iyi o bilir.” Vurgusu vizyonun bireye bağlı olduğunu belirten yalın ifadelerdir.


Vizyon; bireyin ileriye yönelik düşüncelerinin kendine özel soyut görüntüye dönüşmesi ve bu doğrultuda eylem yapma iç dinamiklerinin oluşmasıdır.


Vizyon, insanlık tarihinin değişim sürecine girmesine ve gelişmesine de neden olan kavramdır. İnsanlık tarihindeki sosyal ve teknik değişimlerin, gelişimlerin temelinde; liderler, kaşifler, bilim adamları vardır. O dönem-lerde vizyon kelimesi açıklık kazanmamış olsa bile, öncü olan her birey yapmak istediklerini tasarlamış ve o doğrultuda harekete geçmiştir. Birey; tasarlamak için vizyon, harekete geçmek için misyon ve motivasyon faktörlerini kendi dünyasında tanımlayacak kadar bilmelidir.


Ancak bunların tamamının temelindeki bilinmeyen faktör; insanlığın nereye gitmek istediğidir? İnsan kendisine teslim edilen doğal dünya ile sürekli oynayıp, değiştirip sonra geçmişi özlemek veya istemek gibi karmaşık duygulara kapılmaktadır.


Tanımlansa da tanımlanmasa da vizyon, insanın geleceğinin temelidir. Yeryüzündeki insan sayısı kadar bireysel vizyon vardır. Vizyonun pozitifi negatifi yoktur, tüm vizyonların oluşturduğu odak, toplumun ortak vizyonunu oluşturmaktadır. Her gün değişebildiğinden yazılı hale getirilememektedir. Yeryüzünde, egemen güçlerin egemenliklerini devam ettirmek için orta vadeli vizyonlar oluşturuluyorsa da, bu vizyonlar kimi zaman tahmin edilemeyen engellerle karşılaştığından % 100 uygulanabilir, bireysel veya kurumsal vizyon yoktur denebilir.


Dış etkenlere bağlı olan bireysel veya kurumsal vizyonlar öngörülemeyen engellerle karşılaşacağından, bir vizyon oluşturulurken olası etkenleri detayları ile sorgulamak irdelemek en doğrusudur.


Liderlerin, toplumları için kendi güçlerini, ömürlerini aşan vizyonlar oluşturmaları bu doğrultuda projeler yaptırmaları, sağlıksız psikolojilerinin toplumlarına zarar vermesinden başka bir sonuç doğurmaz. Toplumların manevi lider saydıkları, tabulaştırdıkları bireylerin kaçının vizyonu kendisinden sonra yaşayabilmiştir. Yeryüzünde bu konuda kaç örnek verilebilir. Kimi zaman devletlere yön veren vizyon sahipleri 20'inci yüzyılın Stalin, Hitler, Saddam gibi hasta ruh halleri tarihe mal olmuş liderleri de olabilmektedir.


Yine aynı yüzyılda tamamen bireysel çabalarla bilgi teknolojisini geliştiren Bill Gates’in, internetin temelini atanların; insanlığın değişimini ne yönde, ne kadar etkilediği de ancak ölümlerinden sonra yorumlanabilecektir.


MİSYON; Her birey iç dünyasında kendini tanımlayarak, toplumsal yapıda kendine yakıştırdığı, uygun gördüğü, olmak istediği kişiliğin, toplumsal pozisyonunun bireye yüklediği sorumlulukları tanımlayan kavram misyondur. Olunmak istenen pozisyonun misyonu hedeftir, bulunulan pozisyonun misyonu ise yapılması gereken sorumluluktur.


Misyon; bireyin kendine biçtiği varoluş nedenidir.


Misyon; organizasyondaki sorumluluğun gerektirdiği görevdir.


Misyon; vizyonla belirlenen hedefler için üstlenilen sorumluluktur.


Misyon; insan yaşamının, her evresi için farklılık gösteren temel kavramlardandır. Bireyin aile misyonu, sosyal misyonu, iş dünyasındaki misyonu birbirinden farklıdır. Ancak bireyin misyonlarının birbirleriyle uyumlu olması bireyin yaşamının daha verimli ve doygun olmasını, toplumda daha etkin olmasını sağlar.


Misyon; vizyon, hedef, strateji ile birlikte anılması gereken, onlarsız anlamı tamamlanmayan bir kavramdır. Olgunlaşmış birey; vizyonunu oluşturmuş, misyonunu tanımlamış, hedeflerini ve stratejilerini belirlemiş biridir.


Misyonunu tanımlayamayan bir insanın, varoluş nedenini tanımlaması da mümkün değildir. Bireyin varoluşunun bir gerekçesi yoksa, ortaya anlamsızlık gibi, insanla örtüşmeyen bir durum ortaya çıkar. Bireylerin vizyonlarını ve misyonlarını tanımlamaları yaşamsal çelişkilerini en aza indirmeyi sağlar. Yaşamsal evrimler; ergenlik, vatandaşlık, meslek edinme, evlenme, çocuk sahibi olma ve kişiye göre ilave edilecek farklı aşamalardan oluşmaktadır.


Bireyin öğrenmesi gereken temel kavramlar; kimlik analizi, vizyon, hedef, misyon, strateji, revizyon, doyumdur. Bunlara ilave edilebilecek başka kavramlar da olabilir. Ancak birey kimlik analizini yapmadan kendini tanıyamaz, kendini tanımadan, vizyon oluşturamaz, vizyonu olmayanın hedefleri karmaşıktır, hedefi olamayan misyonunu tanımlayamaz, misyon tanımlanmadan strateji üretilemez.


Genel kabul gören birey; kişiliğine göre doğru eğitim alan, doğru mesleği olan, doğru vizyon oluşturan, doğru yaşam partneri seçen, hedefleri olan ve doğru stratejileri belirleyen, doğru sonuca ulaşan biridir. Peki bütün doğrular için eğitim programında yer yoksa birey bunu nasıl yapabilir. İşte bütün problem buradadır. Dünya nüfusunun çoğunluğu bu durumun farkında bile değildir. Bu konu tüm devletlerdeki zorunlu eğitim programlarının olmazsa olmazları arasına girmelidir.


MOTİVASYON; bireyin yaşamının dinamikleşme sini ve hedeflerine etkin yönelmesini sağlayan faktördür. Bu durum insanın dünyaya geldiği andan itibaren doğal yapısı ve etkenleriyle şekillenmeye başlar. Doğal yapısı; cinsiyeti, anatomisi, zekaları, yetenekleri ve astroloji sidir. Etkenleri de; ebeveynleri, kardeşleri, eğitim süreci ve ortamı, arkadaşları, içinde bulunduğu toplumsal yapıdan oluşmaktadır.


Motivasyonun temelinde yaşama başlangıç paradigmalarının etkisi çok yüksektir. Çocuğun yaşamı (çevresini) algılamasından itibaren doğal yapısındaki dinamikler ile dış etkenlerin çatışması, paradigmalarını oluşturmaya başlar.


Bu noktada ebeveynlerin çocuklarının doğal yapı analizlerini yaptırıp bu doğrultuda ortam oluşturmaları sağlıklı bir insan yetiştirmek için yapmaları gereken temel çalışmadır. Bunun için çocuğun çok uyumlu ve bilinçli bir evliliğin ürünü olması ön koşuldur. Çocuğun doğal yapı analizini yaptırıp, kişiliğine uygun ortamda yetişmesini sağlamak, onun ileri ki yaşlarda ebeveynlere sitem etmesini engelleyecektir. Böyle bir davranış biçimi ileri bilinç düzeyinin ürünüdür.


Günümüzde gelişmiş toplumların eğitimli ebeveynlerinin de plansız beklenmeyen çocuğa sahip olmak veya çocuklarını dövmek gibi davranışlarının olduklarını görmekteyiz. Çocukluk dönemini nötr bir durumda geçirmek bile insanlar için şanstır. Nasıl geçerse geçsin çocukluk dönemini atlatmış, kendi doğruları oluşmaya başlayan gençlerin yapmaları gereken ilk iş, kendilerini doğru tanımlama çabasına girmeleridir. Kendini doğru tanımlayan gencin yaşama dair doğru beklentiler içine girmesi, en önemli yaşam motivasyonudur. Ne olduğunu, nereye gitmek istediğini bilen bir insan, doğru yaşam seyrine başlamış demektir.


Birey, yaşamın hangi evresinde olursa olsun, o güne kadar kendine ilişkin bir tanım yapmamış ise böyle bir çalışmayı yapması, bunun için uzmanlardan destek alması, bulunduğu şartlarda daha doğruya yönelmesine veya en doğru şartlarda ise öz güvenin artmasına neden olacaktır. Motivasyonunun yükselmesini sağlayacaktır.


Gelişkin her bireyin motivasyon kavramını ve faktörünü öğrenmesinin ve kullanmasının çok önemli olduğunu düşünüyorum. Çünkü her bireyin kendisi, ailesi, iş ve sosyal çevresi için motivasyonu bilinçli kullanması kaçınılmazdır .


Motivasyonu yüksek insan çevresine pozitif enerjiler yayar.


Kadri KANPAK

yükleniyor..